İzmir'de 2 Gün

 Yolculuğumuza 26 Aralık 2025 gece saat 23:15 otobüsü ile Ankara'dan başlıyoruz. Yaklaşık 8 saat süren yolculuğun ardından sabah saat 07:00'de İzmir Otogarı'na iniş yapıyoruz. Arkadaşım gelene kadar iki saat boyunca buz gibi havada, otogarın "güya" sıcak olan iç tarafında oturup şarj aletini unuttuğum telefonumla uğraşıyorum; bir yandan da ısınmak adına bir çaya elli lira veriyorum. Zaman gerçekten ilginç bir şekilde hızlı geçiyor ve sonunda arkadaşım geliyor.
Gaziemir’de kalacağımız eve dolmuş ile ulaşıyoruz. Ev çok soğuk olduğundan önce orayı ısıtmaya çalışıyor, ısındıktan sonra da hazırlanmaya başlıyoruz. İlk durağımız Basmane Tren Garı. Saat 14:30'da inecek olan arkadaşımızı karşılamak için evden 13:00'te çıksak da yoğun trafik nedeniyle varışımız saat 15:00'i buluyor. Dolayısıyla herkes biraz gergin.

Alsancak ve Müze Turu

İlk durağımız, 17:00'de kapanacak olan Atatürk Müzesi. Alsancak sahilinde bulunan bu müzede Atatürk'ün hayatı anlatılıyor. Müzeye girişler ücretsiz; ayrıca içeride fotoğraf çekebileceğiniz birçok alan ve ayna mevcut. Müzenin daha çok yazılarla tanıtılması bana müze hissiyatını pek veremedi. Duvardaki yazılar haricinde birkaç kıyafet ve yatak odasındaki mobilyalar gibi sıradan eşyalarla dolu; ancak fotoğraf çekilmek için uğrak noktası olmaya değer.
Güzelim İzmir sokaklarında dolaştıktan sonraki durağımız meşhur Dostlar Fırını. Arkadaşlarım denemek istemedi ama ben balkabaklı ve ıspanaklı boyozu denedim. Tarçın sevmediğim için balkabaklı olan bana pek hitap etmese de genel olarak balkabağını çok sevdiğimden afiyetle yedim.Ispanaklı olan da bence müthişti; iki adet boyoz için 100 TL ödedim.Güzel bir kahvaltıydı benim için.

Daha sonra yakınlardaki Çelebi Bomba’nın kuyruğuna girdik. Uzun bir sıra olsa da hızlı ilerledi. Yaklaşık 10 dakikanın ardından yeni tatlar denemek için orijinal, Antep fıstıklı ve vişneli bomba aldık. Hemen yan taraftaki Starbucks’ta şarj ve dinlenme molası verdik. Hava güneşli olmasına rağmen rüzgâr nedeniyle oldukça soğuktu; hepimiz etek giydiğimiz için bütün günü donarak geçirdik. Birer latte sipariş edip bomba tadımına geçtik. En güzeli kesinlikle orijinal olandı. Vişneli olan ise bence berbattı; sırf ziyan olmasın diye kahveyle beraber tükettim.

Telefonlarımızı şarj edip dinlendikten sonraki durağımız Konak Meydanı oldu.Alsancak'tan tramvay ile meydana geçtikten sonra bizi Saat Kulesi'nin dibindeki sokak sanatçıları güzel bir melodiyle karşıladı. Akşam 19:00'da gitmek pek iyi bir fikir değildi sanırım; Kemeraltı Çarşısı'nı gezmeyi hayal ediyordum ama hava soğuk olduğu için çoğu yer kapanmaya başlamıştı. Ayrıca Saat Kulesi'nin önünde kendi kendine konuşan ve muhtemelen şizofren olan amca bizi biraz ürkütmüştü.Acıkmaya başladığımız ve geceyi bir pub da doğum günümü kutlayarak geçirmek istediğimiz için Bostanlı'ya gitmeye karar verdik. Önce tramvayla Alsancak'a dönüp vapur iskelesine gittik. Yaklaşık 20 dakika vapur bekledik. 

Belki de günün en güzel saatleriydi; çünkü hem yorulmuş hem de işlerin istediğimiz gibi gitmemesinden dolayı gerilmiştik.En güzel diyorum çünkü vapurda gitarıyla şarkılar söyleyen çocuk o an çok huzur vermişti.Keyifli vapur yolculuğumuz 21:30'da son buldu. Hamburger yemek için gideceğimiz yer otobüsle 10 dakika mesafedeydi. Ama bilin bakalım ne oldu? Otobüs gelmesine rağmen şoför 21:50'de kalkacağını söyledi. Bütün gün toplu taşıma araçlarını saniyelerle kaçırmış ve her defasında 20-30 dakika beklemek zorunda kalmıştık. Ayrıca neredeyse bütün restoranlar 22:00'de kapanıyordu.Otobüste ısınarak geçirdiğimiz ölü vaktin ardından İZBAN (şehir içi tren) durağına gittik. Yine uzun bir bekleyişten sonra Alsancak'ta inip yemek yeri aramaya başladık. Gece 12'de kapanan ünlü hamburgerci, 23:30'da gitmemize rağmen kapattıklarını söyledi. Neyse ki karşısındaki işletme açıktı da sonunda yemeğimizi yiyebildik.

Eve dönmek için son seferi kaçırmamak adına tekrar İZBAN’a yürüdük. Uzun bir bekleyişin ardından binebilsek de bu sefer ineceğimiz durağı kaçırdık! İndiğimiz yer oldukça ıssızdı ve tek dişi cinsiyetliler bizdik. Uber çağırdık ama gelmesi 20 dakika sürdü.Aksilik olacak ya illa evin adresini yanlış girdiğimiz için 1 km uzağa gitmişiz. Sonunda eve 01:30'da varabildik. Bir de geceleri suların kesilmesi sürpriziyle karşılaştık.Yoğun stresli bir günün ardından çaylarımızı içip gece 04:00 gibi uyuduk.

Bornova ve Dönüş Günü

İkinci gün planımız,sabah erkenden trafiğe yakalanmadan Bornova'ya gitmek ve kahvaltıyı orada yapmaktı. Otogar Bornova'da olduğu  için ve dönüş günümüz olduğu için güzel bir plan yaptığımızı düşünüyorum.Sosyal medyada gördüğümüz Luvora Brunch & Coffee isimli mekana gittik.Dışarıdan küçücük görünsede iç tasarımı güzeldi ve ev yapımı yiyecekler çok lezzetliydi. Serpme kahvaltı 890 TL idi ve üç kişi için oldukça yeterliydi. Üzerine yediğimiz bombalarla birlikte kişi başı 365 TL ödedik. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim.Eğer yolunuz Bornova’ya düşerse kahvaltı kısmını onlara bırakın.Emin ellerdesiniz!
Kahvaltıdan sonra arkadaşımızın arkadaşları bize katıldı; meydandaki Brew Mood Coffee'de kahvelerimizi içip sohbet ettik. Ben sıcak çikolata tercih ettim(10 üzerinden 7 puan).Onların bize katılmasıyla yüzümüz biraz daha gülmüştü.Daha çok üniversite öğrencilerinin takıldığı bu semt son günümüzde ilaç gibi gelmişti.Üç kişi geldiğimiz geziden bir arkadaşımızı yolcu edip kalanlarla devam ettik. Sonraki durak Kültürpark’taki yılbaşı pazarı oldu.Biraz gezindikten sonraki durağımız ise kapanışına yetiştiğimiz İzmir Kültür Sanat Fabrikası Müzesi. Hızlıca bakmak zorunda kaldık ve çoğu yerini göremedik ama gördüğümüz kadarıyla bile çok güzel bir müzeydi.Miras kalan eserler iyi korunmuştu ve kültürel çeşitlilik fazlaydı.Tahminimce etraflıca gezmek için 2-3 saat ayırmanız gerekebilir.Ayrıca müzeye girişler müzekart ile yapılıyor,kapanış saati ise 17:30.

Uzun bir otobüs seyahati öncesi yemek yemek için Alsancak’taki Burger Street şubesine uğradık. Biraz sıra beklemeniz gereken bu butik hamburgerci gerçekten işini iyi yapıyor. Trüf ezmeli ve mayonezli tavuk burger yanında parmesanlı patates kızartması ve kola tercih ettim.Bu menüye 420 TL ödeme yaptım. Açıkçası ben pek beğenmedim.Beğenmediğim şey trüf ezmesi oldu normalde trüflü mayoneze bayılırım. Patates kızartması ve kendi yaptıkları hamburger ekmeği gayet güzeldi fakat tavuğunu da beğenmedim.Çıtır tavuk değil ızgara tavuk gibiydi.Yine de denemeye değer.

Alsancak'tan Bornova'ya tekrar yola koyulduk.Gidişimizi adeta arkamızdan su gibi gidip gelelim diye yağmuruyla uğurlayan İzmir söz veriyorum yine geleceğim. Otogarda gözler dolu dolu ayrıldıktan sonra iki günde özlediğim Ankaram'a dönmek için sabırsızlanıyordum.Normalde geceleri seyahat etmek beni huzursuz hissettirir ama hayatımda geçirdiğim en huzurlu ve rahat otobüs yolculuğuydu. Geride güzel hatıralar bıraktığım unutulmayacak bir geziydi.


Sevgili gezgin, diğer seyahatlerimi merak ediyorsan veya bir gezi planı hazırlıyorsan blogumu takip etmeyi unutma! Bana ulaşmak istersen e-posta adresim: yolumuzdunya@gmail.com
Sevgiyle kalın! ❤️






Yorumlar