Sevaste

 Günübirlik Sivas yolculuğumuza 11 Aralık 2025 tarihinde Ankara'dan hızlı tren ile sabah 07.00’de başlıyoruz; yol yaklaşık 3,5 saat sürüyor. Öğrenci indirimiyle gidiş-dönüş toplam 1.350 TL tutuyor. Uykusuz olduğumuzdan sanırım, yol gayet sakin geçmişti. Gardan çıkıp yürümeye başlıyoruz. Kavşakta "Sivas" yazısını görünce hemen koşup toplu fotoğraf çekiniyor ve gezimizin ilk durağı için yola koyuluyoruz. İlk durağımız Gök Medrese.

Anadolu Selçuklu Dönemi’nden kalan bu medrese, zamanının hukuk fakültesi olarak kullanılıyormuş. Büyük bir avlu ve yaklaşık 20 odadan oluşuyor. Tokat’ta bulunan Gök Medrese ile birçok benzer özelliğe sahip. Ayrıca bu tarihi yapıyı gezmek ücretsiz. Merkeze doğru giderken yolda Ulu Cami’ye denk geliyoruz ancak restorasyon sürecinde olduğu için ziyaret edemiyoruz. Taşhan’a gitmeden önce Subaşı Hanı’na uğruyor ve içerideki kuruyemiş dükkanlarını geziyoruz. Küçük bir han ve sadece kuru gıdalar satılıyor.

Yürüyerek şehir merkezine ulaştığımızda kahvaltı yapmak için Taşhan’a giriyoruz. Yağmurlu ve soğuk bir gün olduğu için kimsecikler yok. Üst kattaki işletmelerden birine (Daylight) oturuyoruz. İşletme sahibi,öğrenci ve turist olduğumuzu anlar anlamaz bizi kazıklamaya ve bir katmeri 150 TL’den satmaya çalışıyor. Ona başka bir yerden yiyecek alıp geleceğimi söylediğimde, bana havanın yağmurlu ve yiyecek satılan yerlerin çok uzak olduğunu, kendisinin getirtebileceğini söylüyor; halbuki tam karşısında unlu mamuller satan bir dükkan var. En sonunda yiyecekleri kendim almaya gidiyorum. Harika Unlu Gıda’dan 2 adet kete, 2 adet tahinli çörek ve 2 adet katmer alıp toplamda 220 TL ödeme yapıyoruz. Tekrar işletmeye gidip 5 tane çay söylüyoruz. Çay eşliğinde büyük bir afiyetle yiyoruz. Tarihi bir yer olmasına rağmen içerisindeki dükkanları ya kafeler ya da bavul satan işletmeler kiralamış; ortaya rezil bir görüntü çıkmış.

Müzeler

Kahvaltı haricinde gönlümüzü tatmin etmeyen Taşhan’dan ayrılıp meydanda bulunan Kent Müzesi’ne gidiyoruz. Müzeye girişler öğrenciler için 40 TL. Bu müze bence çok keyifliydi çünkü Sivas'ın tarihi, doğası, kültürü, her şeyi detaylı ve yoğun görsel içeriklerle aktarılmıştı. Müzede göze hitap eden çok fazla unsur vardı ve bu, müzeyi çekici hale getiriyordu. Örneğin Sivas'ın Divriği ilçesinde bulunan tarihi yapıyı gidip göremesek de sanal olarak gezme fırsatı bulmuştuk; düğünlerde oynanan halayları öğreten interaktif bir video bile vardı. Yani demem o ki Sivas’a gidecekseniz bu müzeye mutlaka uğrayın.

Müzeden çıktıktan sonra hemen karşısındaki Tarihi Jandarma Binasına uğrasak da açık olmadığından içeri giremedik. Hemen jandarma binasının önünde bulunan taksi ile sıradaki durağımız olan Abdülvahabi Gazi Camisi’ne doğru yol aldık.Yaklaşık 3,5 km uzaklık için taksiye 240 TL ödeme yaptık. Bu cami çok büyük bir mezarlığın içinde yer alıyor.Bu türbede Peygamber Efendimiz’in sancaktarı olan Abdülvahabi Gazi Hazretleri’nin,Şehzade Bayezid(Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu) ve oğullarının kabri bulunuyor. Burada dua ettikten sonra tekrar şehir meydanına otobüsle dönüyoruz.

Sıradaki uğrak noktamız ise Atatürk Kongre Binası. Girişler MüzeKart ile yapılıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan ve o dönemde alınan mühim kararlara ev sahipliği yapan bu müzenin hikayesi ise çok acı; çünkü bir zamanlar erkek lisesi olan bu bina, 1915 yılında hiç mezun verememiş. Mimari olarak da oldukça etkileyici bir müze; her köşesinde fotoğraf çekinebileceğiniz kadar estetik. Ayrıca müzenin çıkışında hediyelik eşyaların satıldığı küçük bir alan var. Eğer magnet almayı düşünüyorsanız kesinlikle buradan alın çünkü biz başka bir yerde satıldığını görmedik.

Çok yürüyüp yorulduğumuz için meydanda gördüğümüz Albatros isimli mekanda kahve ve tatlı molası verdik. "Önceden bilseydik keşke Taşhan yerine buraya gelirdik." dedik çünkü içeride çeşit çeşit ve uygun fiyatlı birçok ürün bulunuyordu. Biraz dinlendikten sonra hemen yan tarafında bulunan Buruciye Medresesi’ne uğruyoruz fakat içerisi işletmeye ait olduğu için geri çıkıyoruz. Yine yan tarafında bulunan Çifte Minareli Medrese ve Şifaiye Medresesi’ne geçiyoruz. Çifte Minareli Medrese muhtemelen bir depremde zarar görmüş, sadece kapısı ve minareleri günümüze ulaşabilmiş. Birkaç fotoğraftan sonra Şifaiye Medresesi’nin içindeki hediyelik eşya satan küçük dükkanları geziyoruz. İsterseniz avlusunda keyifli bir kahve molası verebilirsiniz.

Akşam yemeği ve Dönüş

Meydandan ayrılıp yemek yiyeceğimiz lokantaya doğru hafif yağmur eşliğinde yürüyoruz. Güzel yorumları ve uygun fiyatları olan bu mekan Mücahit Etli Pide. Yarım porsiyon etli ekmek, yarım porsiyon Sivas köftesi ve ayran için 300 TL ödeme yapıyoruz. Salata, turşu ve çayı ise ikram ediyorlar. Yemekler gerçekten lezzetli ve yarım porsiyonlar neredeyse bir porsiyon büyüklüğünde.Köftesi ise sadece etten oluşuyor; denemenizi tavsiye edebilirim.

Dönüş trenimize yetişebilmek için tam trafik saatinde Taşhan’ın önünden taksiye biniyoruz ve bugüne kadar tanıdığım en tatlı taksiciyle tanışıyoruz: Çiçek Taksi’den Ali Abi. Sohbeti ve güler yüzüyle içimizi ısıtıyor, fazla tutmasın diye yolu uzatmadan indiriyor ve indirim yapıyor. Bu güzel ama kısa yolculuğun sonunda Ali Abi’yle hatıramız kalsın diye fotoğraf çekinip ona teşekkür ettikten sonra Ankara’ya dönmek için trenimize biniyoruz.

Dipnot: Sokaklar çok temiz ve düzenli. İnsanları ise adeta melek gibiler.Herkes çok yardımsever ve iyi niyetli.


Sevgili gezgin, diğer seyahatlerimi merak ediyorsan veya bir gezi planı hazırlıyorsan blogumu takip etmeyi unutma! Bana ulaşmak istersen e-posta adresim: yolumuzdunya@gmail.com

Sevgiyle kalın! ❤️








Yorumlar

Popüler Yayınlar