Safran Cenneti Safranbolu
21 Aralık 2024 sabahı 07.30’da Ankara’dan kalkan otobüsümüz, 3 saatlik yolculuğun ardından Safranbolu Otogarı'na iniş yapıyor. Gidiş-dönüş otobüs biletleri için toplam 455 TL harcıyoruz. İlk kez deneyimlediğimiz Beydağı otobüs firması; otomatik pilotta dürüm yiyip dizi izleyen şoförüyle bizi biraz şaşırtsa da güvenle varıyoruz.
Önceliğimiz dolmuşlar ile Eski Çarşı'ya ulaşabilmek. Otogardan geçen dolmuşlarla merkeze gittikten sonra tekrar dolmuşa binip Eski Çarşı'ya geçiyoruz. Kahvaltı etmek için gördüğümüz ilk işletmeye giriyoruz. Burası, adını şu an anımsayamadığım Safranbolu Tarihi Simitçisi’nin hemen üst katı. Simitçiden getirdikleri taze simit ve böreklerle, çay eşliğinde kahvaltımızı yapıyoruz; kişi başı 110 TL tutuyor.Küçük bir çarşısı var ve çok hızlı geziliyor. Her sokakta dükkanlardan size lokum ikram edenlerle karşılaşıyorsunuz. Çeşit çeşit lokumu tatma fırsatı çok hoş olsa da genel olarak halk soğuk,kaba ve ticari odaklı. Herkes size ürünlerini pazarlamaya çalışıyor; tavsiyem, günün sonunda beğendiğiniz ve uygun gördüğünüz dükkandan alışveriş yapmanız. Neredeyse her yerde aynı firmanın ürünleri satılıyor zaten.
Müzeler
Biraz lokum ve safranlı çay tadımından sonraki durağımız Kahve Müzesi. Müzeye giderken karşımıza Cıngıllıoğlu Sanat Galerisi'nde sergilenen üç boyutlu resim sergisi çıkıyor. Ücretsiz olan bu sergiyi gezip yolumuza devam ediyoruz. Müze, Tarihi Cinci Han'ın içinde bulunuyor. Giriş ücreti 30 TL ve hatıra olarak cezve şeklinde bir anahtarlık hediye ediyorlar; bu fikir gerçekten çok hoş. Müzenin girişinde ayrıca kahve ve hediyelik eşya alabileceğiniz küçük bir alan mevcut. Biz denemek için safranlı kahve almayı tercih ettik.
Müzeden sonra şehri kuş bakışı görebileceğimiz Hıdırlık Tepesi’ne çıkıyoruz. Yollar biraz taşlı ve yürümek zorlayıcı olabiliyor ama göreceğiniz manzara için kesinlikle değer. Sonraki durağımız ise Kaymakamlar Gezi Evi. Bu müzeye giriş ücreti 75 TL fakat alacağınız bilet ile Kent Tarihi Müzesi'ne de giriş yapabiliyorsunuz. Yani ödediğiniz ücret iki müze için de geçerli; ancak sadece nakit kabul ediyorlar. Adı üzerinde, bir zamanlar kaymakam evi olan bu müzede evin odaları ve yörenin tarihi tanıtılıyor. Müzeyi gezdikten sonra çarşının öbür ucunda ve tepede bulunan Kent Tarihi Müzesi'ne doğru yürümeye başlıyoruz. Bu müzede kenti daha iyi tanıyabilir ve güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
Günün en keyifli anı kahve molasıydı. Bu yüzden sıradaki durağımız, Tarihi Yemeniciler Arastası'nda bulunan Arasta Kahvesi 1661 oldu. Oturacağınız yerler sedir şeklinde ve içeride soba yanıyor. Ortam çok hoş ve samimiyeti içinizi ısıtıyor. Sipariş ettiğimiz Türk kahveleri; yanında lokum, karadut şerbeti ve damla sakızlı su eşliğinde sunuluyor. Ücreti ise 90 TL.
Tatlı bir molanın ardından dikkatimizi çeken Tarihi Kent Gazozcusuna uğruyor ve rengarenk gazozlardan dilediğimizi seçiyoruz (tanesi 60 TL). Gezimize Akçasu Kanyonu ve Bakırcılar Çarşısı ile devam ediyoruz. Bizi çarşının girişinde darbuka ve kanun çalarak şarkı söyleyen insanlar karşılıyor. Bütün dükkanlarda bakırdan yapılmış el emeği ürünler satılıyor. Birkaç tane kafe ve antikacı da mevcut. Hediye almak için güzel bir seçenek olabilir. Biz hediye olarak lokum, safranlı kolonya, magnet ve kesme helva alıyoruz.
Otobüsümüze yetişebilmek için fazla oyalanmadan akşam yemeğine geçiyoruz. İnternetten araştırıp gittiğimiz Atiş Butik Restaurant'ı tercih ettik. Safranbolu'nun meşhur tatlarını denemek için mercimek çorbası, safranlı pilav ve peruhi sipariş ediyoruz. Peruhi; içinde süzme yoğurt bulunan bir çeşit mantı diyebiliriz.Bu sipariş için toplam 320 TL ödeme yaptık. Afiyetle yedikten sonra dolmuş ile merkeze geçiyoruz. "Safranbolu simiti yemeden dönmeyelim," diyerek bir de simit alıyoruz. Meydandaki Devrekli Simitçi güzel simitler yapıyor. Safranbolu simiti, normal simitten farklı olarak susamsız yapılıyor; hem tatlı hem tuzlu yiyecekler için müthiş bir eşlikçi. Giderseniz bana da getirmeyi unutmayın!





Yorumlar
Yorum Gönder